Gitgide dikkatimi çekmeye başladı, bizim hiçbir vapurumuzda salon yolcu kapasitesi kadar can yeleği yok. 
Son örneğini bu hafta sonu fotoğrafladım: 65 kişilik salonda 40 adet can yeleği var. Kalan 25 kişi boğulsun mu?
Ben ve kameralı cep telefonum geziyoruz, sizler için görüntülüyoruz...
Cumartesi günü çok sıcaktı. Bazı arkadaşlar panoların altında gölge aradı. 




çalışırken meşhur olan Hacivat ve Karagöz'ü (inşaattan meşhur olanlar sadece arabeskçiler değilmiş), Imparator Justinianus'un yaptırdığı hamam'ı (resim yanda) da gördük. Bursa, özellikle Osmanlı tarihi açısından çok önemli bir şehir. Ziyaret edince sadece iskender yemeyin, biraz tarihi yerleri de gezin.

Şimdi konulduğu yerin ve yasağın saçmalığı bir yana, bunu da askeri plaj fontlarıyla (a harfi yerine c ve ı "cı") yazdıkları için ortaya şöyle bir yazı çıkmış:
Ankara'daydım hafta sonu, güzel bir şehir turu attım, bu arada bir müthiş icat gördüm: sokak adının eskisi ile yenisini beraber yazma güzelliği: Yanda gördüğünüz üzere, 1. sokak (eski 82. sokak) yazıyor tabelada.
Sanırım arkadaşın silecekleri eskimiş, hazır havalar da kurak geçiyorken "ne lüzumu var yenisini almaya, kağıt mendille de tozdan arındırabiliyorum ön camı" diye düşünerek hem pratik hem ekonomik bir çözüm bulmuş. Kendisini birinci sokağın en birinci sakini olduğu için kutluyoruz.